16 Mart 2012 Cuma

KIŞ KIŞŞŞŞ KIŞŞŞŞTTTTT

En zor mevsiminde buradaydım. Güne başlarken yataktan kalmak istemez adamın canı. Soba yakmak bile en az 30 dakika. Tabi daha önceden çıra, kav, çalı-çırpı hazırlığınız varsa. Öyle ya... önceden kozalak toplayıp, çıra  kıyıp hazırlık yaptıysan 30 dakika yeter. Bu arada tüpünüz varsa çayın suyunu koyarsınız titreyerek.Bu arada parantez açarım bu duruma. Çünkü Coşkun'a yemek vermek lazım. Yoksa -şiir mi okuyor, küfür mü ediyor anlamıyorum- çenesi durmuyor. 
Soğuk havada formaliteden başka birşey ifade etmeyen buzdolabından çıkardığın kahvaltılıklar sobanın yanında kendine gelmesini takiben yapılan bir kahvaltının ardından yeni bir günü sıcak ve tok karşılamaya hazırsındır. 
Kar yok, ama soğuk? Peki neden kar yok dedirtiyor. Kar yoksa bu soğuk ne alaka demen bir işe yaramıyor dışarı çıkmak üzere ne bulursan üzerine geçirirken... Diyorlar ki, Balıkesir ayazıdır bu. Bol oksijen ve soğuk.. Pek hoş bir ikili değil. Biri yandırma diğeri dondurma eğilimli.. Ama ortaya ılık bir durum çıkmıyor.
Neyse artık bahar geldi dağlarımıza.. Güneş hem göz kamaştırıyor, hem de su kaybına neden oluyor. Cidden terlemeyi özlemeyi beklemezdim. Güzel birşeymiş. 
Baharın geldiği başta kuşlar, böcekler, arılar tarafından müjdeleniyor. Amaaaa öncesinde insanoğlunun turizm mevsimine hazırlanması için yaptığı çalışmalar var. Yazlık, restoran, kamping v.s. tadilat, tamirat vaziyetleri vardır. Doğaya bile bu müjdeyi verdirtmezler heyhat.
Bahar gelince kelimelerin yetmediği anları resimle anlatmak gerekirse işte size kıştan bahara bir foto-seri....


Sevgilerimle,
Kazdağında bir kış gecesi 
Kadirizmin kazdağı hali 


Kafa kıyak, görüntü flu. Makinadandır makinadan.





Buz tutmaya hazır bir havuz..


İşte buz....


Ve bahar...


Ve COCO.. Yani Coşkun


Minik Bostanımız.. Baharın ilk işlerinden..






Güre İskelesinde bir balıkçı..