HEP GEZELİM GÖRELİM OLMAZ, BİRAZ DA YİYELİM İÇELİM..
Oldum olası mutfak beni hep çeker. Çocuklukta annemin tabiri
caizse tekmeleyerek (Elleri ya yağlı ya da bir şeylerle uğraştığından) arkamdan
“yanlış doğurmuşum seni kardeşin erkek olacakmış sen olmuşsun yanlışlıkla..” diyerek mutfaktan kovduğu zamanlar az değildi.
Kadıncağız hamur yoğururken, reçel yaparken, soğan kavururken bir çift meraklı
vede hain elin tacizinden kurtulamıyordu bir türlü. Okul hayatım başladığında annemin de
çalışmaya başlaması dolayısıyla mutfak çalışanları arasına girmeme neden oldu.
Kahvaltı hazırlamaktan başlayan çıraklık dönemimi takiben kalfalık ve kendi
çapımda ustalık dönemim takip etti. Bir yandan da çeşitli sağlık problemlerim
ve özellikle diyabet yemek yapma konusuna daha bir motive olmamı sağladı.
Beslenme konusunda bilincim arttıkça gıda anlamında nasıl bir batakta olduğumuzu
da anlıyordum. Medeni hayat bize beslenmeyi değil mideyi doldurmayı ve bundan
doğan açığı ilaç, vitamin ile takviye etmeyi uygun buluyordu. Gıda olmaktan
çıkmış gıda (!) ları sunan sistem bir yandan cebini doldururken bizler yalancı
emziklerle büyümeye çalışan bebeler gibiydik.
Bunlar aslında hepimizin bildiği şeyler artık. Çünkü doğal
gıdaya ve beslenmeye yönelik bilinçli insanlar hızla çoğalıyor. Özellikle
internet bu konuda müthiş ivme kattı bu çabalara. Birçok web sitesi, mail grubu
doğal gıdaya ulaşmak isteyen ve (altını çizerek söylüyorum) çaba gösteren insanları bir araya topluyor. Büyük şehirlerde
yaşayanlarla üreticiler arasında bir bağ oluşturuyorlar. Bence bu bağ ilerde
daha organize tüketici ve üretici bağlantılarına doğru yol almakta ve almalıdır
da..
Yerel üretimi ve tüketimi öneren oluşumlar da var. Şimdi
birden artık hatıralarımızda kalan “Yerli Malı Haftası” nı hatırlayıverdim
birden. Bizim ülkemizde üretilen muzun nesi vardı da haritada yerini
bilmediğimiz ülkelerden muzlar geliverdi birden. Papayalar, Ananaslar daha
neler neler. Başka ülkelerin hayvanları sarıverdi piyasayı bu yıl. Mübarek
Kurbanımız bile Uruguaylı. Bunun ismi de Globalleşme. Globalizm çıktı mertlik
bozuldu bence. Globalizm ve şimdilerde hakim olan diğer bütün “izm” lerin dünyanın
canına okumasından çok sıkıldım artık.
Neyse yemek meselesine dönelim. Şimdi yaşadığım yerde birçok
şeyin tazesine ve doğalına ulaşmak mümkün. Bu beni müthiş mutlu ediyor. Öyle
ya; mutfağımda pişen soframa gelen her şeyi rahatlıkla tüketiyorum. Burası
adeta bir laboratuar oldu bana. Bıraksalar sabah akşam yemek yaparım valla.
Malzemenin hası elinde olunca başka oluyor mutfak zevki. Biraz alet edevat
sıkıntım olsa da müthiş tatlar yakalıyorum. Zaten her zaman söylerim, “İyi
malzeme iyi bir yemeğin %70’i dir.”
Yeri gelmişken daha önce de yaptığım fakat burada daha bir
lezzetli gelen birkaç tarif vereceğim.
Ayva Marmelatı;
Malzemeler
Ayva 1,5
kilo
Portakal 2 adet
Limon Yarım
Keçi Boynuzu Pekmezi Yarım
su bardağı
Su Yarım
su bardağı
Karanfil İsteğe
göre
·
Ayvaların kabukları soyulacak ve rendelenecek,
·
Portakal suyu ve Limon sıkılarak rendelenen
ayvanın üzerine dökülecek ki ayvamız kararmasın. Hoş; kararsa da lezzette bir
değişiklik olmuyor.
·
Keçi boynuzu pekmezi ve su da ilave edilip
kaynadıktan sonra kısık ateşte istediğiniz kıvama gelinceye kadar, arada karıştırarak
pişirin.
·
Soğuyunca kavanozlara koyun.
Bu marmelat katkısız
olduğundan 3, bilemediniz 4 haftada tüketilmesi gerek.
Süt Çökeltmesi;
Bu basit bir peynir çeşididir. Yapımında açık veya başka bir
deyişle sokak sütü önerilir. Tarif yaklaşık 1 kilo çökeltme içindir.
Malzemeler;
Süt 7-8
Litre
Üzüm Sirkesi 1
Su bardağı
Su 1
Litre
Tuz 1
Su bardağı
·
Sütü hafif tıngırdayıncaya kadar ısıtın. Süt
ısınırken arada karıştırın ki süt homojen ısınsın. Isınsın demek 80 dereceye kadar ısıtın demek. Buraya
dikkat.. Isıtın…. Kaynatmayın.
Kaynayınca (sütteki patojenler yok olduğu gibi probiyotikler de yok olur) süt ölür.
·
Sütü kendi halinde soğumaya bırakın. Bu soğuma
yaklaşık 40-45 dereceye kadar sürmesi gerek. Mutfak termometreniz varsa ne ala.
Yoksa yoğurt mayalama sıcaklığından bi parça daha fazla sıcak olması gerekiyor.
·
Bu duruma gelmiş süte sirkeyi dökün ve karıştırın.
Daha sonra beklemeye bırakın.
·
Yarım saat kadar sonra temiz bir tülbent ve
süzgeç yardımıyla sütün içinde oluşmuş pelteyi süzün. Dikkat pelteyi
ayırdığınız suyu asla atmayın.
·
Tülbentteki pelteyi tülbenti burarak sıkmak
suretiyle sıkıştırın ve süzgeç içine oturtup üzerine bir ağırlık koyarak suyunu
iyice salmasını sağlayın. Pelte bu durumda serince bir yerde veya buzdolabında
yaklaşık 12 saat kadar durmalı.
·
1 litre suya tuzu karıştırın. İyice erimesini
sağlayın. Tuz problemi olanlar için daha az tuz yada hiç tuz. Tuz sadece daha
dayanıklı olması içindir.
·
Suyu süzülen pelteyi tülbentten çıkarıp küçük parçalara
ayırın ve tuzlu suya koyun. Tüketebileceğiniz kadarını çıkarıp tuzunu almak için
suya koyarak afiyetle yiyin.
·
Bu arada atmayın dediğim pelteden artakalan su
çok besleyicidir. Çorba, makarna ve diğer hamur işleri için mükemmel bir
malzemedir.
Gıda önemli. Sağlıklı, düşünen, sorgulayan, mantıklı nesiller
yetiştirmek içi,n olmazsa olmazdır. Kaliteli yaşamın en önemli
unsurlarındandır.
Ağzınızın tadı hep daim olsun.
Sevgiler,